Ürper Hukuk Bürosu Av. Şeyma Ürper
Duyarlılık

Bir çiçeğin de hakkı olur mu?

Ters lale, başını toprağa eğse de renklerinden ve yaşama sevincinden vazgeçmez.

Bir çiçeğin de hakkı olur mu?

Ters lale, başını toprağa eğse de renklerinden ve yaşama sevincinden vazgeçmez. Narin görünür; fakat sert kayaların arasında bile kendine bir yol bulur.

Üstelik onu korumak yalnızca vicdanın değil, hukukun da meselesidir. Ters laleler, biyolojik çeşitliliğin bir parçası olarak Çevre Kanunu kapsamında korunur; doğal yaşam alanlarında onlara zarar verilmesi idari yaptırıma konu olabilir. Yani hukuk bazen bir insanın hakkını, bazen bir çocuğun geleceğini, bir hayvanın sessiz çığlığını bazen de dağın yamacında sessizce açan bir çiçeği savunur.

Bu sitede kadınların, çocukların, hayvanların ve doğanın haklarını; hayatın içinden, samimi ve umutlu bir dille konuşacağız. Çünkü adalet yalnızca mahkeme salonlarında değil, yaşamın filizlendiği her yerde gereklidir.

Av. Şeyma Ürper

01

Kadın hakları

Çerçeve: 6284 sayılı Kanun, Türk Medeni Kanunu, İş Kanunu

Kadınların hakları çoğu zaman hayatın en sıradan anlarında gündeme gelir: bir iş görüşmesinde, bir boşanma sürecinde, evin içinde. Hukuk bu anların her biri için bir çerçeve çizmiştir; sorun genellikle çerçevenin yokluğu değil, bilinmemesidir.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun, şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan kişiler için koruyucu ve önleyici tedbirler öngörür. Koruyucu tedbir kararı için şiddetin uygulandığına dair delil ya da belge aranmaz; başvuru harca tabi değildir. Medeni Kanun, evlilik birliğinde eşlerin eşit haklara sahip olduğunu söyler; nafaka, mal rejiminin tasfiyesi ve velayet bu eşitlik üzerinden ele alınır. İş Kanunu ise işverene cinsiyet nedeniyle ayrım yapmama yükümlülüğü yükler; hamilelik ve doğum, iş sözleşmesinin feshi için geçerli bir sebep değildir.

Bu başlıkta, bu kuralların gündelik hayatta nasıl işlediğini, kimin nereye başvurabileceğini ve hangi adımın ne zaman atılması gerektiğini konuşacağız.

02

Çocuk hakları

Çerçeve: Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Türk Medeni Kanunu, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu

Çocuk, hukukun kendi başına bir öznesidir; anne babanın uzantısı değil. Türkiye’nin taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, çocuğu ilgilendiren her işlemde çocuğun üstün yararını temel ölçüt sayar. Bu ölçüt soyut bir ilke değildir; velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası kararlarının her birinde somut olarak uygulanır.

Medeni Kanun’a göre belli bir olgunluğa erişmiş çocuğun görüşü, onu ilgilendiren kararlarda dinlenir. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ise korunma ihtiyacı olan ve suça sürüklenen çocuklar için ayrı bir usul ve ayrı tedbirler öngörür; çocuk, yetişkin gibi yargılanmaz.

Bir boşanma dosyasında, bir okul kapısında ya da bir hastane koridorunda karşılaşılan sorular çoğu zaman aynı yere çıkar: çocuğun sesi nerede ve nasıl duyulacak? Bu başlıkta o soruya hukukun verdiği cevapları ele alacağız.

03

Hayvan hakları

Çerçeve: 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu

Hayvanlar hukukumuzda uzun süre bir eşya gibi ele alındı; sahipli bir hayvana zarar vermek, sahibinin malına zarar vermek sayılıyordu. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu bu bakışı değiştirmeye başladı. 2021 yılında yapılan değişiklikle hayvana işkence etmek, kasten öldürmek ve benzeri fiiller kabahat olmaktan çıkarılıp suç hâline getirildi; bu fiiller bakımından sahipli ve sahipsiz hayvan ayrımı kaldırıldı.

Kanun ayrıca yerel yönetimlere sahipsiz hayvanların bakımı, kısırlaştırılması ve rehabilitasyonu konusunda görevler yükler. Bir sokak kedisine zarar verildiğini gören kişinin ne yapabileceği, bir apartmanda beslenen hayvanlar yüzünden çıkan komşuluk uyuşmazlıklarının nasıl çözüldüğü, bir hayvanın sahiplenilmesinin hangi yükümlülükleri doğurduğu bu başlığın konuları arasında.

Bir hayvanın sessiz çığlığı, hukukta artık cevapsız değil. Cevabın ne olduğunu bilmek, o sesi duyan herkesin elini güçlendirir.

04

Doğa ve sürdürülebilirlik

Çerçeve: Anayasa m. 56, 2872 sayılı Çevre Kanunu, sürdürülebilirlik raporlama standartları

Anayasa, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu söyler; çevreyi geliştirmek ve kirlenmesini önlemek devletin olduğu kadar vatandaşların da ödevidir. 2872 sayılı Çevre Kanunu bu ödevi somutlaştırır: kirletenin sorumluluğu, çevresel etki değerlendirmesi ve çevreye zarar verene uygulanan idari yaptırımlar bu kanunun konusudur. Ters lale gibi doğal çiçek soğanlarının doğadan sökülmesi ve ticareti de ayrı bir yönetmelikle sınırlandırılmıştır.

Sürdürülebilirlik ise artık yalnızca bir doğa koruma başlığı değil. Belli ölçeğin üzerindeki şirketler için sürdürülebilirlik raporlaması bir yükümlülük hâline geldi; şirketin çevresel etkisi, yönetim kurulunun gündemine girdi. Doğanın hakkı ile şirketin sorumluluğunun kesiştiği bu yerde iki alanı birlikte konuşacağız: bir yanda dağın yamacındaki çiçek, öte yanda onu koruyacak kuralı yazan masa.

Bu sayfadaki metinler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş ya da danışmanlık niteliği taşımaz. Anılan kanunlar zaman içinde değişebilir; somut durumunuz için avukatınıza danışın. Bu başlıklardaki yazılar Yazılar sayfasında yayımlanır.