Ürper Hukuk Bürosu Av. Şeyma Ürper
Duyarlılık

Boşanmada çocuğun görüşü velayeti nasıl etkiler?

Boşanmada çocuğun görüşü velayet kararında dikkate alınır, ama sonucu tek başına belirlemez; mahkemenin ölçüsü çocuğun yararıdır. Yazı, çocuğun görüşünü söyleme hakkının nereden geldiğini, Medeni Kanun'da belirli bir yaş bulunmadığını ve aile mahkemesinin çocuğu psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı aracılığıyla nasıl dinlediğini anlatıyor.

Boşanma davasında çocuğun ne istediği dikkate alınır, ama velayeti tek başına çocuğun tercihi belirlemez. Mahkemenin ölçüsü çocuğun yararıdır. Çocuğun görüşü, bu yararı anlamanın önemli yollarından biridir. Medeni Kanun, çocuğun dinlenmesi için belirli bir yaş da yazmaz.

Boşanma sürecindeki ana babadan sık duyduğum soru, çocuğun "annemle kalmak istiyorum" ya da "babamla kalmak istiyorum" demesinin kararı kendiliğinden belirleyip belirlemediğidir. Bu sorunun cevabı iki metinde birlikte aranır: Türk Medeni Kanunu ve Türkiye'nin taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme.

Mahkeme velayete karar verirken neye bakar?

Günlük dilde "çocuk kimde kalacak" diye sorulan konu, hukukta velayet başlığı altında düzenlenir. Medeni Kanun'a göre boşanmada velayet, çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa aittir (m. 336).

Mahkeme boşanmaya karar verirken ana ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini de düzenler (m. 182). Kişisel ilişki, çocuğun yanında kalmadığı ebeveynle görüşme düzeni demektir. Kanun bu aşamada mahkemenin, olanak bulundukça ana ve babayı dinlemesini ister; çocuk vesayet altındaysa vasinin ve vesayet makamının düşüncesi de alınır. Maddenin metninde çocuğun dinlenmesinden ayrıca söz edilmez.

Kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme de aynı çizgidedir: mahkemeler dahil çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararı temel düşüncedir (m. 3).

Çocuğun görüşünü söyleme hakkı nereden gelir?

Bu hakkın açık dayanağı Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 12. maddesidir. Sözleşme'ye göre görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuk, kendisini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkına sahiptir. Bu görüşlere, çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak gereken özen gösterilir.

Aynı madde bu hakkı mahkemeye de taşır. Çocuğu etkileyen adli ya da idari bir süreçte çocuğa dinlenme fırsatı tanınır. Bu dinleme doğrudan ya da bir temsilci veya uygun bir makam aracılığıyla, ulusal kanunun usul kurallarına uygun olarak yapılır.

Medeni Kanun da benzer bir beklentiyi ana ve babaya yöneltir. Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanır; önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutar (m. 339). Bu hüküm mahkemeye değil, ana ve babaya hitap eder. Ama boşanma, çocuğun hayatındaki önemli konuların başında gelir.

Çocuk hangi yaştan itibaren dinlenir?

Medeni Kanun, boşanmada ya da velayette çocuğun dinlenmesi için belirli bir yaş yazmaz. Sözleşme de ölçüyü bir yaşa bağlamaz; "görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip" çocuktan söz eder.

Bu yüzden "şu yaştan sonra çocuk kendisi seçer" diye bir kural vermek doğru olmaz. Çocuğun kendi görüşünü oluşturup oluşturamadığı, o çocuğun yaşına ve olgunluğuna bakılarak somut olayda değerlendirilir.

Aile mahkemesi çocuğu nasıl dinler?

Boşanma ve velayet davalarına aile mahkemesi bakar. Aile mahkemeleri, Adalet Bakanlığının adliyelerde görevlendirdiği psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanır. Bu görevlendirme 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 5. maddesine dayanır.

Kanuna göre bu görevliler şu işleri yapar:

  • Davanın esasına girilmeden önce ya da dava sürerken, mahkemenin istediği konularda araştırma ve inceleme yapmak ve sonucunu mahkemeye bildirmek.
  • Mahkeme gerekli görürse duruşmada hazır bulunmak, istenen konularda çalışma yapmak ve görüş bildirmek.
  • Mahkemenin verdiği diğer görevleri yapmak.

Bu çalışmanın sonunda mahkemeye sunulan rapor, uygulamada çoğu zaman "sosyal inceleme raporu" diye anılır. Kanunun kendi ifadesi ise "araştırma ve inceleme yapmak ve sonucunu bildirmek"tir.

Adliyede bu görevliler yoksa, işleri müsait değilse ya da başka bir alanda bilgiye ihtiyaç varsa, mahkeme diğer kamu kurumlarında çalışanlardan ya da serbest çalışan meslek mensuplarından yararlanır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda hâkimin reddi için sayılan sebepler bu kişiler için de geçerlidir. Bu sebeplerden biri varsa taraflar onları reddedebilir.

Bu aşamada ana ve babaya önerim, çocuğun görüşmeye yönlendirilmeden gitmesidir. Sözleşme, çocuğun görüşünü "serbestçe" ifade etmesinden söz eder.

Çocuğun görüşü mahkemeyi bağlar mı?

Sözleşme iki şeyi birlikte ister. Birincisi, çocuğun görüşüne yaşı ve olgunluğuna uygun özen gösterilmesidir (m. 12). İkincisi, mahkemelerdeki bütün işlerde çocuğun yararının temel düşünce olmasıdır (m. 3).

Bu iki hüküm birlikte okunduğunda, çocuğun görüşü kararın önemli bir parçasıdır, ama sonucu tek başına belirlemez. Ölçü çocuğun yararıdır. Bu yüzden çocuğun söylediği ile mahkemenin vardığı sonuç her zaman aynı yönde olmayabilir. Sözleşme özeni çocuğun yaşına ve olgunluğuna bağladığı için, görüşe verilecek ağırlık da her çocukta aynı değildir.

Uygulamada "çocuğun üstün yararı" diye anılan ölçü budur. Sözleşme'nin Türkçe metninde bu ifade "çocuğun yararı" ve bazı maddelerde "yüksek yararı" olarak geçer.

Velayet kararı sonradan değişebilir mi?

Evet, değişebilir. Ana ya da babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi ya da ölmesi gibi yeni olgular zorunlu kılarsa hâkim, kendiliğinden ya da ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır (m. 183).

Velayet sahibinin yeniden evlenmesi, tek başına velayetin kaldırılmasını gerektirmez. Ancak çocuğun menfaati gerektirdiğinde velayet sahibi değiştirilebilir (m. 349).

Mahkeme ayrıca kararında, kişisel ilişki düzenlemesine uyulmazsa çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder (m. 182). İhtar, önceden yapılan resmi uyarı demektir.

Kısaca

  • Boşanmada velayet, çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa aittir; mahkemenin ölçüsü çocuğun yararıdır.
  • Çocuğun görüşünü serbestçe söyleme ve dinlenme hakkı, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 12. maddesine dayanır.
  • Medeni Kanun, çocuğun dinlenmesi için belirli bir yaş yazmaz; ölçü çocuğun yaşı ve olgunluğudur.
  • Aile mahkemesi, adliyelerde görevlendirilen psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanır.
  • Çocuğun görüşü kararın önemli bir parçasıdır, ama sonucu tek başına belirlemez.
  • Yeni olgular ortaya çıkarsa ve çocuğun menfaati gerektirirse velayet değiştirilebilir.

Bu yazı genel çerçeveyi anlatır. Bir çocuğun görüşünün nasıl alınacağı ve karara ne ölçüde yansıyacağı, o çocuğun yaşına, olgunluğuna ve ailenin koşullarına göre değerlendirilir.

Yazı 8 Ekim 2026 tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre hazırlanmıştır. Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği çerçevesinde, yalnızca bilgilendirme amacıyla yayımlanır. Bu metin genel bilgilendirme amaçlı bir değerlendirme olup, somut olaya ilişkin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.

Av. Şeyma Ürper

Bursa Barosu, Baro Sicil No 6768, TBB Sicil No 82999

Yazarın diğer yazıları

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş ya da danışmanlık niteliği taşımaz. Anılan mevzuat yazının tarihindeki hâliyle esas alınmıştır. Somut durumunuz için avukatınıza danışın.

Tüm yazılar