Ürper Hukuk Bürosu Av. Şeyma Ürper
Haksız Fiil ve Tazminat

Destekten yoksun kalma tazminatı nedir, kimler isteyebilir?

Bir kişi kaza ya da haksız fiil sonucu öldüğünde, onun bakımından yoksun kalanların maddi kaybı destekten yoksun kalma tazminatıyla karşılanır. Kanun bu hakkı mirasçıya değil, ölenin desteğinden yoksun kalan kişiye tanır; hesap, sigortaya başvuru ve süreler de bu yazıda.

Bir kişi bir kaza ya da başka bir haksız fiil sonucu öldüğünde, geride kalanların kaybı yalnızca duygusal olmaz. Ölen kişi bir evin geçimini sağlıyor ya da birine düzenli olarak bakıyor olabilir. Destekten yoksun kalma tazminatı, bu bakımın ölümle kesilmesinden doğan maddi kaybın karşılığıdır. Kısa cevap şu: Türk Borçlar Kanunu bu hakkı mirasçılara değil, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilere tanır. Kimin bu durumda olduğu ise ölenin kime fiilen bakıp bakmadığına göre değerlendirilir.

Destekten yoksun kalma tazminatı neyi karşılar?

Bu tazminat, ölen kişinin sağlığında sağladığı bakımın kesilmesinden doğan maddi kaybı karşılar. Dayanağı haksız fiil sorumluluğunun genel kuralıdır. Türk Borçlar Kanunu m. 49'a göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Haksız fiil, hukuka aykırı bir davranışla başkasına zarar verilmesi demektir.

Kanun, ölüm hâlinde istenebilecek zararları m. 53'te sayar:

  • Cenaze giderleri.
  • Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
  • "Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar."

Bu yazının konusu üçüncü kalemdir. Destek tazminatı, ölen kişinin kendisine ait bir zarar değildir; onun bakımına dayanan kişinin uğradığı kayıptır.

Kimler destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir?

Kanunun ifadesi burada belirleyicidir: hak, "ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler"e tanınır. Madde mirasçıdan söz etmez. Kanun "destek" kelimesini ayrıca tanımlamaz ve hak sahiplerini bir liste hâlinde de saymaz.

Uygulamada sık karşılaştığım soru, bu tazminatı yalnızca mirasçıların isteyip isteyemeyeceğidir. Kanunun sözü ölçüyü mirasçılıkta değil, destekte kurar. Bu yüzden kimin destek tazminatı isteyebileceği somut olayda değerlendirilir. Bakılan şey, ölen kişinin sağlığında kime fiilen bakıp bakmadığıdır.

Bu değerlendirmede ölenin kimin geçimine ne ölçüde katkı sağladığını gösteren bilgiler önem taşır. Aynı aileden iki kişinin durumu bile bu bakımdan birbirinden farklı olabilir.

Tazminat nasıl hesaplanır?

Türk Borçlar Kanunu m. 55'e göre destekten yoksun kalma zararı, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Hesap her olayda kendi bilgileri üzerinden yapılır.

Mahkeme, çözümü özel ya da teknik bilgi gerektiren hâllerde bu konuda bilgi sahibi bir kişinin görüşünü alır (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 266). Bu kişi, hesabın teknik yönü hakkında mahkemeye görüş bildirir. Hesabın ayrıntısı, kullanılan yöntem ve hangi verilere dayanıldığı bu yazının konusu değildir.

Destek tazminatının yanında ayrı bir kalem daha vardır. Türk Borçlar Kanunu m. 56'ya göre ölüm hâlinde ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Manevi tazminat, yaşanan acının karşılığı olarak istenir.

Ölüm bir trafik kazasında olduysa sigortaya nasıl başvurulur?

Karayolları Trafik Kanunu'na göre motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne sebep olursa, kanunun "işleten" dediği kişi doğan zarardan sorumludur (m. 85). Bu sorumluluğu karşılamak için zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur (m. 91). Bu sigortanın gündelik adı trafik sigortasıdır.

Destekten yoksun kalan kişi, sigorta sınırları içindeki talebi için dava açmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapmak zorundadır (m. 97). Sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde yazılı cevap vermezse dava yoluna gidilebilir. Verilen cevap talebi karşılamazsa da aynı yol açılır. Bu durumda dava yerine kanunda öngörülen tahkim yoluna da başvurulabilir. Tahkim, uyuşmazlığın devlet mahkemesi yerine hakem önünde çözülmesi demektir.

Sigortanın sorumluluğu, zorunlu trafik sigortasında öngörülen sınırlarla bağlıdır. Bu sınırlar zaman içinde değişebilir; güncel tutar, başvurudan önce poliçeden ve sigorta şirketinden teyit edilmelidir.

Destekten yoksun kalma tazminatı için süre ne kadar?

Zamanaşımı, kanunun belirlediği süre geçtikten sonra hakkın dava yoluyla istenmesinin önüne geçen bir engeldir. Türk Borçlar Kanunu m. 72'ye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.

Ölüm bir trafik kazasında olduysa Karayolları Trafik Kanunu m. 109 da aynı süreleri öngörür: öğrenmeden başlayarak iki yıl, her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl. Aynı maddeye göre tazminat yükümlüsüne karşı kesilen zamanaşımı, sigortacıya karşı da kesilmiş olur.

Fiil aynı zamanda bir suçsa ve ceza kanunu bu suç için daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, o daha uzun süre uygulanır. Ölümlü olaylarda bu ihtimal sık gündeme gelir; hangi sürenin işlediği suçun niteliğine göre belirlenir ve erken hesaplanmalıdır.

Kısaca

  • Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin sağladığı bakımın kesilmesinden doğan maddi kaybı karşılar (TBK m. 53).
  • Kanun bu hakkı mirasçıya değil, ölenin desteğinden yoksun kalan kişiye tanır; kimin destek sayılacağı, ölenin kime fiilen bakıp bakmadığı üzerinden değerlendirilir.
  • Hesap kanundaki ilkelere göre yapılır; mahkeme gerektiğinde teknik bilgi sahibi bir kişinin görüşünü alır.
  • Ölenin yakınları ayrıca manevi tazminat isteyebilir (TBK m. 56).
  • Trafik kazasında dava açmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru zorunludur; 15 gün içinde cevap gelmezse ya da cevap talebi karşılamazsa dava ya da tahkim yolu açılır (KTK m. 97).
  • Süre, öğrenmeden başlayarak iki yıl, her hâlde olaydan başlayarak on yıldır; suç için daha uzun ceza zamanaşımı varsa o uygulanır (TBK m. 72, KTK m. 109).

Yazı 8 Ekim 2026 tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre hazırlanmıştır. Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği çerçevesinde, yalnızca bilgilendirme amacıyla yayımlanır. Bu metin genel bilgilendirme amaçlı bir değerlendirme olup, somut olaya ilişkin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.

Av. Şeyma Ürper

Bursa Barosu, Baro Sicil No 6768, TBB Sicil No 82999

Yazarın diğer yazıları

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş ya da danışmanlık niteliği taşımaz. Anılan mevzuat yazının tarihindeki hâliyle esas alınmıştır. Somut durumunuz için avukatınıza danışın.

Tüm yazılar